• " Allah yolunda verilen en güzel borç "

Karz-ı Hasen Vakfı hangi amaçlarla kuruldu?

Anasayfa / Blog / Karz-ı Hasen Vakfı hangi amaçlarla kuruldu?

Karz-ı Hasen Vakfı hangi amaçlarla kuruldu?

Günümüzde gençlerin evliliği geciktirdiği ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan ciddi problemlerle karşılaştıklarını gözlemliyoruz. Evlilik süreçleri adına yapacakları masraflar için yeterli ekonomik durumu olmayan gençlein birçoğu bu tür masrafları karşılayabilmek için bankalardan faizli alıyor. Daha sonra almış oldukları borçları ödeme sıkıntısı yaşayan gençlerimiz yaşadıkları sıkıntılara bağlı olarak hem özsaygılarını kaybediyor hem de evliliklerinin en güzel yıllarını borç içinde geçiyor. Benzer hikâyelere yakın çevrelerinde sıklıkla şahit olan bekar gençler de evliliğin sıkıntılı bir hayat olduğunu "yeterli maddi imkana sahip olmadan evlenmem" diye düşünerek evlenmeyi erteliyor. Bu konu, toplum olarak üzerinde durmamız, sıkıntıları tespit etmemiz ve süreci itidalli bir şekilde yönetmemiz gereken çok önemli bir sorun. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yoğun bir şekilde “gençleri evlendiriniz” buyurduğunun ve bunun ihtiyaç olduğunu bilen herkes, gençlerin geç evlenmesinden dert yanıyor ancak ülkemizde bu sorunun çözümüne yönelik pek bir şey yapılmıyor.


O halde asıl amaç evliliğin önündeki engellerden birini kaldırmak mı?

Gençlerimiz eğitimlerini tamamladıktan hemen sonra iş bulsalar bile, aldıkları güncel maaşlar düğün için yeterli olmayabiliyor. Bu yüzden evlilik çağına gelen gençlerimiz,  eğer ebeveylerinin de yeterli miktarda birikimleri yoksa evliliklerini ertelemek durumunda kalıyor. Aslında bu gibi durumların birçoğu anlık nakit ihtiyacından kaynaklanıyor dolayısıyla yeteri miktarda faizsiz borç alabilme imkanı olan gençler, aldıkları borcun bir kısmını düğünde takılan takılarla geriye kalanını da taksitlendirip ödeyebilirler. Biz de bu gibi problemleri çözme konusunda bir duyarlılık ortaya koymaya gayret ediyor, konunun özünde gençlere faizsiz borç vererek onları evlenmeye teşvik ediyoruz.

Faizsiz diyorsunuz, ancak birde paranın değer kaybı meselesi var. Gençler borcu aldıkları kadar mı ödeyecekler, nasıl bir usûl takip ediyorsunuz?

Temel amacımız gençleri evlilik için faizden uzak tutmak. Çünkü faiz bir şekilde haram kılınmıştır . 

 Biz vakıf olarak paranın enflasyon karşısında değer kaybını karşılıyoruz. 

 Hiçbir şekilde vade farkı veya organizasyon ücreti talep etmiyoruz evlenecek çiftlerden.

 Teorik olarak bir kolaylık gibi gözüken faizli krediler alındığında, ana paranın üzerine faiziyle birlikte geri ödeme sürecin başlayınca gençlerin üzerinde ekonomik ve psikolojik bir külfet oluşturuyor. Meselenin bir başka boyutu da;  gençlerimiz okumuş, işe girmiş, zekât veya bağış almak istemiyor. Ancak kendilerine borç olarak yeterli miktar verildiğinde bunu makul ve mantıklı karşılıyor. 


Son yıllarda gençlerin evliliği geciktirdiği veya evlenmeye olumlu bakmadığı biliniyor. Neden evlenmeyi geciktiriyorlar ve bununla ilgili sizin görüşünüz nedir?

Evlenmenin geciktirilmesi tarafların harcama kalemlerinin yüksek olmasının yanı sıra eğitim ve kariyer yönetmeyle ilgili algıdaki problemlerden kaynaklanıyor. Gençler birbirlerini beğenip nişanlansalar bile temel ihtiyaç kabul edilen giderleri karşılayamadıkları için evlenmeyi geciktiriyorlar. Bu geciktirmeden kaynaklı da çeşitli sosyal sıkıntılar ortaya çıkıyor. Evlenmeden ayrılmalar, nikâhsız birliktelikler, ailelerden gizli kıyılan nikahlar gibi farklı komplikasyonlara sıklıkla şahit oluyoruz. İstatistiklere baktığımızda  

  KADINLARDA EVLENME YAŞI 2001 / 22.7 iken, 2019 / 25.1’e çıkmış.

   ERKEKLERDE EVLENME YAŞI 2001 / 26 iken 2019 / 27.9’a çıkmış. 

Evlenme yaşının gecikmesi nüfus artış hızını da etkilemekle kalmıyor sosyal, psikolojik ve aile içi ilişkilerde de büyük sıkıntıları beraberinde getiriyor. 


Siz de bu gecikmeyi önlemek için hayırlı bir girişimde bulundunuz, bilmeyenler olabilir Karz-ı Hasen ne demek, biraz açsanız… 

Karz-ı Hasen mefhumu Müslümanlar üzerine bir emirdir, ama zamanımızda unutulan bir haslettir. Karz-ı Hasen “güzel bir şekilde borç vermek” demektir. Kuran-ı Kerim’in 6 yerinde ‘Karz-ı Hasen’ mefhumu geçiyor. Bakara suresi 245. ayet: “Kim Allah’a güzel bir borç verirse, Allah ona kat kat fazlasını verir. Daraltan da Allah’tır, genişleten de. Zaten Onun huzuruna çıkarılacaksınız” buyurulur. Bizim inancımızda nasıl ki, birey topluma karşı sorumluysa, toplum da bireye karşı sorumludur. Mefhum olarak baktığımızda Kuran-ı Kerim’de bu sorumluluk çerçevesinde infak, bağış, zekât emirleri vardır, bunlar karşılıksız vermeyi gerektirir. Karz-ı Hasen ise karşılığı belli bir tarihte geri almak şartıyla borç verilen bir mekanizmadır. Burada kilit nokta, “karşılıksız” olmasıdır. Yani herhangi bir menfaat olmaksızın birisine borç vermekten söz ediyoruz. Maalesef günümüzde yitirilmiş bir haslet. Biz şahsen bugünkü kapitalist dünyanın ekonomik saldırıları karşısında iki önemli direnç noktası görüyoruz: Karz-ı Hasen ve kooperatifçilik. Karz-ı Hasen sadece evliliğe yönelik değil, tüm ticari, sosyal faaliyetlerde borç verme kabiliyetini kapsar. Ama biz vakıf senedimizde sadece aile boyutuyla sınırlandırdık. Çünkü imkânlarımız sınırlı.


Vakfın işleyişi nasıl olacak, her isteyen başvurabilecek mi? 

Karz-ı Hasen Vakfı’nın yanında bir de Genç Yuva kooperatifi kurduk. Ticaret bakanlığının onayladığı tüzük çerçevesinde bu kooperatifi de sadece evlilik için borç verme üzerine tanımladık. Gençlerimiz, www.gencyuva.org vasıtasıyla borç başvurusunda bulunuyor.

Bu süreç boyunca Vakıf ve kooperatif;

 İhtiyacı olanlara borç veriyor. 

 Hiçbir şekilde faiz almıyor. 

 Hiçbir organizasyon parası almıyor. 

 Dövize veya enflasyona endeksli bir tutum sergilemiyor. 

 Kişi 50 bin lira aldıysa 50 bin lira olarak geri ödüyor. 

 Evlenmek, ilk evliliği olması şart ve 33 yaşını geçmemiş olmasını şart koşuyor. 

 Gençlerin evliliği geciktirmemesi için yaş sınırı koyuyor. 

 Başvuru sahibinden beyan edeceği çeşitli evraklarla birlikte bir de kefil istiyor. 

Müracaat bu şekilde tamamlanmış oluyor.


Müracaat yapıldıktan sonra nasıl bir süreç işliyor? 

Müracaat yapıldıktan sonra borç verme komitemiz davete uygun görürse, gelin veya damat adayını davet ediyor eğer uzaktaysa internet üzerinden görüşme sağlanıyor ve ne kadar paraya ihtiyacı olduğunu soruluyor. Verdiğimiz para standart değil, ihtiyacına, harcama kalemlerine ve geri ödeme kabiliyetine göre değişiyor. Diyelim ki, komite 50 bin lira borç verilebileceğine karar verdi. Bu sefer de geri ödeme meselesi konuşuluyor. Diyelim ki 15-20 bin lirasını takıda ödeyebileceğini, kalanını da bin veya bin beş yüz, imkânı dâhilinde aydan aya ödeyebileceğini beyan ediyor. Bizim nakit akışımıza uygunsa “peki kardeşim” diyoruz, karşılıklı bir şekilde gerekli borç evraklarını imzalıyoruz. Nikâh dairesinden randevu aldığında parasını gönderiyoruz. Talep edilen miktar ve geri ödeme planı eğer nakit akışımıza uygun değilse makul bir seviyeye çekiyoruz. Enflasyona karşı paramız zaten kayboluyor, bu kaybolan kısmı hayır sahiplerinin bağışlarıyla ikame ediyoruz. Tüm bunların ötesinde nakit akışımızı korumamız oldukça önemli, çünkü sistemi başka bir şekildeyürütme şansımız yok.


Paranın kaynağı neresi?

Paranın kaynağı Karz-ı Hasen Vakfı. Hayırsever insanlar vakfa bağış yapıyor. Karz-ı Hasen Vakfı da kooperatifin ortağı olduğu için kooperatife borç veriyor. Bütün bu organizasyonun hâmisi de Mavera Vakfı. Mavera Vakfı hem kooperatifin ortağı, hem de Karz-ı Hasen Vakfı’nın kurucularından.


Henüz çok yeni ama bu sistemle borç alan gençlerimiz var mı? 

Henüz resmi açılışını yapmamakla beraber, Şu ana kadar 18 gencimize borç onayı çıktı, 15 kişiye ödeme yaptık. Hatta tahsilat bile yaptık. Eylül’de başladık borç vermeye. Her salı komite toplanıyor, borç verilecek kişilere karar veriliyor. Daha yolun başındayız ama ben hayırsever insanlarımızın özellikle de çalışanlarına destek olmak isteyen işverenlerimizin bu sistem üzerinden çok güzel işlere imza atacaklarına inanıyorum. 


Gençler böyle bir fırsatı ilk duyduklarında nasıl tepki veriyor? 

İlk duyduklarında bir mânâ veremiyorlar. “Babası oğluna vermiyor bu zamanda” diye espri yapanlar bile var.  Biz infak vermediğimiz için, bizim muhataplarımız belli bir ekonomik gelire sahip gençlerden oluşuyor. Hiçbir şekilde imkânı olmayanlara dönük infak yoluyla yapılan evlilik yardımları başka bir alan, bu noktada bazı belediyelerin ve vakıfların faaliyetleri oluyor. Biz Karz-ı Hasen mefhumu, hasleti, usûlü, yöntemi üzerinde duruyoruz. Borç para, ödeyebilme kabiliyeti olan ve ödemeye iradesi olanlara verilir. Geçen gün bana bir düğün davetiyesi geldi. Ailenin durumunun kötüye gittiğini bildiğim için bu imkândan söz ettim. Adam ne dualar ediyor. Kredi kartı dolmuş, belli bir sosyal statüsü var, kimse bilmiyor hangi çatının altında ne hikâyeler var. Bizim hedefimiz işte bunlar. Fakir insanların durumu zekâtlarla, el birliğiyle bir şekilde çözülüyor zaten. Ancak bu gibi durumlar çözülemiyor, söyleyemiyorlar, zekât kabul etmiyorlar. Diyelim mülkü var ama geçici olarak parası yok. Bunlar çözümü olan şeyler neden evlenmeye mani olsun ki diye düşünüyoruz.


Yani Kur’an’ın ifadesiyle halini arz edemeyen miskinler / zenginken başına gelen bir hâl nedeniyle varlığını kaybedenler…

Aynen öyle. Ayrıca düşünün yeni mezun bir avukatı, mühendisi veya bir başka mesleği düşünün, unvanı avukat, mühendis, sosyolog ekonomisini kısa sürede toparlayacak düzenli bir geliri var ancak henüz yeterli birikimi yok. Bizim yapmaya çalıştığımız ötelenmiş / ertelenmiş hedefleri gerçekleştirmeye mütevazı bir katkı sunarak hızlandırma, ailenin bir an evvel kurulmasını sağlamak. Bu bizim tarihimizden gelen, dinimizin bize sunmuş olduğu bir değer.  Eğer paydaşlar bu işe sahip çıkarlarsa yürür. Borç alan arkadaşımız borcunu zamanında öderse bu müessese sonraki nesillere de hizmet eder. Hepsinden önemlisi ekonomik yetkinliği olan hayır sahiplerinin katkılarıyla bu türden girişimler süreklilik kazanıyor, bizim an itibariyle kasamızda büyük paralar yok. Hayır sahipleri bize bağışta bulundukça, biz de gençlere borç olarak veriyoruz. Sonra o borcu geri tahsil edip, tekrar yeni evlenecek olanlara yeniden borç olarak vermeye devam edeceğiz.


Ya parayı ödeyemezse?

Ödemede gecikme varsa arkadaşlarımız arayıp problemi öğrenecek. Ödemiyor mu ödeyemiyor mu? Ödemiyorsa hukukî işlemleri başlatıyoruz. Eğer ödeyemiyorsa yapılandırmaya gidiyoruz. Üç-beş ay bekliyoruz. Naçar ödeyemedi, o zaman Ayet-i Kerime, “ödeyemeyenleri silerseniz sizin için daha iyi olur” diyor. Biz de en sonunda bunun borcunu sileceğiz. Ama silerken de Karz-ı Hasen Vakfı’na dönüp bu kişinin borcunu ödeyemeyeceğini, fakirleştiğini, zekât alabilecek kabiliyete büründüğünü söyleyeceğiz. Karz-ı Hasen de zekât fonundan bu kişinin borcunu ödeyecek. Kooperatif yine parasını almış olacak. Sigortayı öyle kurduk. Henüz öyle bir safhaya gelmedik tabii ki. Borç verdiğimiz için bizdeki bağışlar zekât kaynaklı değil. Tamamen infak ve bağış, hayırseverleri de buradan bilgilendirmiş olalım.


Vereceğiniz paranın üst sınırı var mı?

Bir sınır yok, mâkul harcama sınırı var. Şu ana kadar en yüksek 60 bin lira verdik. İhtiyaçlara göre değişiyor. Diyelim ki beş yıldızlı otelle ilgili bir harcama müracaatı kabul edilmez. “İki yüz gram altın başlık parası vereceğim” derse olmaz.


Gençlerin evlenmeyi geciktirme sebeplerinin başında ekonomi geliyor. Sizin bu girişiminiz teşvik edici olur mu?

Teşvik edici olur elbette ama bizim cürmümüz küçük.  Türkiye’de yılda beş yüz elli bin civarında insan evleniyor. 

 Boşanma hızı artıyor, evlenme hızı azalıyor, dolayısıyla bekârlık artıyor. 

 Ebeveynsiz büyüyen çocuk oranları artıyor. 

Bunun nedenleri sadece ekonomik de değil. Nafaka problemi var mesela. 5 gün evli kalıyor, ömür boyu nafaka ödüyor.


Nafakayla ilgili düzenleme yapılacağı söyleniyor mecliste. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Geçmişten gelen bir takım yanlışlar vardı, ama bugün onun yerine başka yanlış ikame ediyoruz. Dolayısıyla aile kurumumuza bomba atıyoruz. Biz Karz-ı Hasen Vakfı olarak sadece borç veren bir mekanizma olmayacağız. Evlilikle ilgili, aileyle ilgili her türlü sosyal araştırma, eğitim faaliyetleri, evlenme danışmanlığı, çocuk eğitim danışmanlığı gibi faaliyetleri de yapacağız. Şu anda sosyal medyada veya televizyonlarda evlilik ve aile meseleleri ne kadar gayri ahlâkî ele alındığı ortada. Nihaksız birliktelikleri, eşcinselliği öne çıkaran birçok motivasyon var. Bu motivasyonlara direnç noktalarından birisi sağlıklı bir evlilik ve sağlıklı bilgi edinme. Sadece para vermekle olmaz, bilgi vermek, moral motivasyon vermek, destek vermek; herhangi bir problem olduğunda bir danışma ve rehberlik mekanizması gerekiyor.


Mehir ve nafaka mevzusu da karıştırılıyor hep. İslam’ın hükmü olan mehirle kanunların belirlediği nafaka arasında nasıl bir fark var?

İslam hukukundaki mehir, o günkü/ evlenme sırasındaki toplum dinamikleriyle paralel gerçekleşen bir yükümlülük. O zaman evlenme boşanma disiplinleriyle şimdiki disiplinler farklı. Şu anda kadının aleyhine olan yanlış uygulamalardan yola çıkarak, bu sefer de aslında erkeğin aleyhine gözükse bile her ikisinin aleyhine olan daha başka yanlışlıklar yapıyoruz. Evlenmenin, boşanmanın zorlaştırıldığı ve ekonomik nedenlere dayandırıldığı bir sistem var. Şu veya bu nedenle eşler birbirine mahkûm değil, ama en ufak bir problemde çözümü boşanmada aramak da ayrı bir felaket. Özellikle kadınlarımız boşandıklarında tekrar evlenme taraftarı olmuyorlar. Biz ihtiyaç sahiplerine yardım edeceğiz endişesiyle evlilik kurumunu yok ediyoruz. Nafaka denilen şey sadece çocukların eğitimi ve gelişimi üzerine uzun süreli olması lazım, kadınların şahsında kısa süreli olması lazım. İslam hukukunda da bu böyledir.